Ömrünü bir dağın eteğinde değil, bir iddianın tam ortasında konumlandıran bu yaklaşım; kişisel bir hikâyeden çok, insanlık tarihine dair köklü bir sorgulamayı gündeme taşıyor. Kimileri hayatını kitaplara, kimileri şehirlere, kimileri de haritalara adar. Bu bakış açısı ise odağına bir dağı alıyor: Cudi Dağı. Daha doğrusu, Cudi'nin omuzlarında taşıdığına inanılan büyük tarihsel ve manevi hatırayı.
Yüzyıllardır tartışılan temel soru hâlâ canlılığını koruyor:
Nuh'un Gemisi Ararat'ta mı durdu, yoksa Cudi'de mi?
Dünya bu soruya cevap ararken, bazı yaklaşımlar cevabın ötesine geçerek cevabın doğurduğu tarihsel sonuçları tartışmaya açıyor.
Bu yaklaşımda konu, salt bir coğrafya tartışması olarak görülmüyor. Aksine mesele; insanlığın ikinci doğumuna şahitlik ettiğine inanılan bir toprağın tarihsel hakkının teslim edilmesi olarak ele alınıyor. Yaklaşık 15 bin yıllık bir hadise olarak yorumlanan Nuh Tufanı anlatısı, özellikle son 25 yıldır Cudi Dağı merkezli olarak yeniden ve ısrarla gündeme taşınıyor.
Bu görüş dile getirildiğinde tarihçiler temkinli yaklaşıyor, coğrafyacılar notlar alıyor, bazı çevreler ise tartışmayı mesafeyle izliyor. Ancak tartışma, akademik zeminde de karşılık bulmaya başlamış durumda.
Akademisyen bir hemşehrimiz tarafından kaleme alınan değerlendirme yazısında, konu dini inanç, coğrafi gerçeklik ve yerleşim mantığı birlikte ele alınıyor.
Dini inancımıza göre, Nuh Peygamber döneminde meydana gelen büyük tufandan korunmak amacıyla inşa edilen geminin, bugünkü Şırnak il sınırları içerisinde bulunan Cudi Dağı'na konuşlandığı kabul ediliyor. Tufan sonrasında ise insanoğlunun buradan dünyaya yayıldığı inancı öne çıkıyor.
Bu kabulden hareketle yazıda şu temel mantık yürütülüyor:
İnsanlar tarih boyunca yerleşim alanlarını seçerken su kaynaklarına yakınlık, verimli topraklar ve güvenli vadileri esas almıştır. Bu nedenle, Cudi Dağı'na en yakın ve yaşama elverişli alanların, tufan sonrası ilk yerleşimler için doğal bir tercih olması beklenir.
Bu noktada güçlü bir ihtimal olarak Güsir Höyüğü öne çıkıyor.
Güsir Höyüğü, Siirt merkeze yaklaşık 40 kilometre mesafede, Eruh ilçesine bağlı Ormanardı Köyü'nün hemen batısında yer alıyor.
Höyüğün bulunduğu alanın çevresinde;
İçerisinde pınarların yer aldığı,
Büyük bölümü Dicle Nehri'ne dökülen,
Küçük akarsu vadilerinden oluşan doğal bir coğrafya bulunuyor.
Bu özellikler, yalnızca tarih öncesi dönemler için değil; günümüzde dahi köylerin yer seçiminde belirleyici olan unsurlar arasında gösteriliyor.