Nasih Oran'dan Sert Çıkış: "Demokrasi Değil, Çıkar Düzeni"
Orta Doğu'da yıllardır süregelen çatışmalar, işgaller ve siyasi müdahaleler yeniden tartışma konusu olurken, Nasih Oran'dan dikkat çeken bir açıklama geldi. Oran, Batılı ülkelerin "demokrasi" ve "insan hakları" söylemleri üzerinden yürüttüğü politikaları sert sözlerle eleştirdi.
25 yıllık gazetecilik refleksiyle sahadaki tabloya bakıldığında; söylem ile gerçeklik arasındaki uçurumun her geçen gün daha da derinleştiği görülüyor.
Nasih Oran'ın açıklamaları da tam olarak bu çelişkiye işaret ediyor.
"Geride Demokrasi Değil, Yıkım Kaldı"
Oran yaptığı değerlendirmede, Orta Doğu'ya demokrasi getirme iddiasıyla yola çıkan güçlerin bölgede kan, gözyaşı ve yıkım bıraktığını ifade etti.
"Masumların hayatı üzerinden kurulan düzenin adı demokrasi değil, çıkar düzenidir." diyen Oran, özellikle küresel aktörlerin müdahalelerinin ardından yaşanan insani krizlere dikkat çekti.
Irak'tan Suriye'ye, Libya'dan Afganistan'a uzanan süreçte milyonlarca insan yerinden edildi, şehirler harabeye döndü, toplumsal dengeler sarsıldı.
Demokrasi vaadiyle başlayan süreçlerin çoğu, uzun süreli istikrarsızlık ve derin insani dramlarla sonuçlandı.
ABD ve AB'ye Çifte Standart Eleştirisi
Oran açıklamasında özellikle Amerika Birleşik Devletleri ve bazı Avrupa Birliği ülkelerini hedef aldı.
Batılı ülkelerin insan hakları söylemini sıkça kullandığını ancak söz konusu mazlum coğrafyalar olduğunda aynı hassasiyeti göstermediğini belirten Oran, şu ifadeleri kullandı:
"İnsan hakları söylemini dillerinden düşürmezler. Ama sıra mazlum coğrafyalara gelince suskun kalırlar."
Bu sözler, son yıllarda küresel kamuoyunda da sıkça tartışılan "çifte standart" eleştirilerini yeniden gündeme taşıdı.
Epstein Göndermesi: "Medeniyet Dersi Verenler Neden Suskun?"
Nasih Oran, açıklamasında ayrıca Jeffrey Epstein skandalına da değindi.
Batı dünyasında büyük yankı uyandıran karanlık ilişkiler ağına atıf yapan Oran, şu değerlendirmede bulundu:
"Jeffrey Epstein gibi karanlık ilişkiler ağı ortaya saçıldığında, medeniyet dersi verenlerin sesi kısılıyor."
Oran'a göre, ahlaki üstünlük iddiasıyla başka toplumlara yön veren çevrelerin, kendi içlerindeki krizler karşısındaki sessizliği dikkat çekici.
"Gerçek Aydın Zulme Karşıdır"
Açıklamasında entelektüel çevrelere de göndermede bulunan Oran, dün Müslüman toplumlara yönelik sert eleştirilerde bulunan bazı kesimlerin bugün kendi içlerindeki çürümeye karşı sessiz kaldığını savundu.
"Gerçek aydın; zulme kim yaparsa yapsın karşı durandır." diyen Oran, demokrasi kavramının güçlüye değil haklıya sahip çıkması gerektiğini vurguladı.
"Adalet Tek Taraflı Olmaz"
Oran sözlerini şu cümlelerle tamamladı:
"Gerçek demokrasi; güçlüye değil, haklıya sahip çıkandır.
Unutulmasın; adalet tek taraflı olmaz.
Mazlumun ahı yerde kalmaz."
Bu açıklamalar, özellikle Orta Doğu'daki gelişmelerin yeniden tartışıldığı bir dönemde kamuoyunda geniş yankı uyandıracak nitelikte.
Gazeteci gözüyle bakıldığında; demokrasi, insan hakları ve adalet kavramlarının evrenselliği ancak tutarlılıkla anlam kazanıyor.
Aksi halde bu kavramlar, siyasal söylemin ötesine geçemiyor.
Tartışma ise sürüyor:
Demokrasi gerçekten evrensel bir değer mi, yoksa güç dengelerinin şekillendirdiği bir araç mı?