Siirt'in Manevi Önderlerinden: Hz. Şeyh Molla Hüseyin es-Sisemi (k.s.)
Siirt ve çevresinde ilmi, takvası ve irşad faaliyetleriyle tanınan önemli alimlerden biri olan Hz. Şeyh Molla Hüseyin es-Sisemi (k.s.), bölge halkının gönlünde derin izler bırakan müstesna şahsiyetlerden biri olarak hafızalarda yer almaya devam ediyor.
Hayatı boyunca ilimle meşgul olan, talebe yetiştiren ve manevi rehberliği ile tanınan Şeyh Hüseyin Sisemi, özellikle Siirt ve çevresinde büyük saygı gören bir alim olarak bilinmektedir.
Yetim Başlayan Bir Hayat
Şeyh Hüseyin Sisemi, 1923 yılında Siirt'in Pervari ilçesine bağlı Dolusalkım köyünde dünyaya geldi.
Kürtçe adı Meytis olarak bilinen bu köyde doğan Şeyh Hüseyin, daha dünyaya gözlerini açmadan büyük bir imtihanla karşılaştı.
Babası Molla Abdulgafar, Şirvan ilçesine bağlı Nallıkaya köyünde doğmuş, imamlık görevi sebebiyle Dolusalkım köyüne gelmiş ve burada Sa'ar Hanım ile evlenmişti.
Ancak 1923 yılında Sa'ar Hanım henüz Şeyh Hüseyin'e hamileyken Molla Abdulgafar'ın Pervari'nin Çavuşlu köyünde öldürülmesi üzerine Şeyh Hüseyin Sisemi yetim olarak dünyaya geldi.
Hayatının ilk yılları bu zorlu şartlar altında geçti.
Babasını hiç görmeden büyüyen Şeyh Hüseyin, annesinin de yeterli ilgiyi gösterememesi sebebiyle manevi anlamda da bir yalnızlık yaşadı. Ancak bu zor günlerde kendisine sahip çıkan kişi amca kızı Halime Hanım oldu. Halime Hanım, onu himayesine alarak büyümesine destek oldu.
Bu dönemler, Kur'an-ı Kerim'de yer alan Duha Suresi'nin "Seni yetim bulup barındırmadı mı?" ayetini hatırlatan bir hayat hikâyesi olarak anlatılmaktadır.
Küçük Yaşta İlmi İşaret
Şeyh Hüseyin Sisemi'nin ilim yolculuğunun ilk işareti henüz küçük yaşlarda ortaya çıktı.
Rivayetlere göre henüz 2 yaşındayken, hayır duası ve tahnik yapılması amacıyla amcasının kızı Halime Hanım tarafından, Seyyid Abdullah en-Nehrî'nin halifelerinden Şeyh Musa el-Arvasi'nin huzuruna götürüldü.
Şeyh Musa el-Arvasi'nin küçük Hüseyin'i kucağına alarak başını okşadığı ve şu sözleri söylediği aktarılır:
"Bu benim mollam olacaktır."
Bu sözler, ilerleyen yıllarda Şeyh Hüseyin Sisemi'nin ilim ve irfan yolunda büyük bir alim olarak yetişeceğinin işareti olarak yorumlandı.
Zor Şartlarda İlim Tahsili
Şeyh Hüseyin Sisemi'nin ilim tahsil ettiği yıllar, bölgede büyük kıtlıkların yaşandığı dönemlere denk geliyordu.
Halk arasında "gala yılları" olarak bilinen bu dönemde medreselerde eğitim görmek oldukça zor şartlar altında gerçekleşiyordu.
Talebelerin çoğu evlerine dönmek zorunda kalmış, medreselerdeki imkanlar neredeyse tamamen ortadan kalkmıştı.
Bu zorlu dönemde Şeyh Hüseyin Sisemi de büyük sıkıntılar çekti.
Rivayetlere göre bir dönem çok aç kaldığı, yiyecek bulmakta büyük zorluk çektiği anlatılmaktadır. Hatta Ohin'de bir camide ilim tahsil ettiği sırada, fareyi öldürmek için zehir konulmuş bir ekmeği farkında olmadan yediği ve zehirlendiği de nakledilen hatıralar arasındadır.
Bu olaylar, onun ilim yolunda çektiği zorlukların sembollerinden biri olarak anlatılmaktadır.
İmamlık Görevi ve Aile Hayatı
Şeyh Hüseyin Sisemi, henüz 23 yaşındayken Şirvan ilçesine bağlı Sisem (Yağcılar) köyünün karşısında bulunan Ewzind (Soğuksu) köyünde imamlık yapmaya başladı.
Bölge halkı arasında saygınlığı kısa sürede yayılan Şeyh Hüseyin Sisemi, birçok ailenin kızlarını evlendirmek istediği bir alim haline geldi.
Nihayetinde bölgenin saygın isimlerinden Sisemi Şaban Efendi'nin kızı Halime Hanım ile yaklaşık 1946 yılında evlendi.
Bu evlilikten:
Abdurrahman
Abdurrahim
Abdulgafar
Takyeddin
Habibe
Nefise
Ayşe
Hatice
isimlerinde 4 erkek ve 4 kız olmak üzere toplam 8 çocuk dünyaya geldi.
1972 Sel Felaketi
Şeyh Hüseyin Sisemi'nin hayatındaki en acı olaylardan biri 1972 yılında yaşanan büyük sel felaketi oldu. Bu felakette oğlu Abdürrahim, eşi ve çocuklarıyla birlikte hayatını kaybetti.
Ailenin diğer fertleri ise yaşamlarını sürdürmeye devam etti.
İkinci Evliliği
1983 yılında ilk eşi Halime Hanım'ın vefat etmesinin ardından, Şeyh Hüseyin Sisemi Safya Hanım ile ikinci evliliğini yaptı.
Bu evlilikten çocuk sahibi olmayan Şeyh Hüseyin Sisemi, Safya Hanım'ın 2003 yılında vefat etmesinden sonra tekrar evlenmedi.
Bölgenin Saygın Alimlerinden Biri
İlmi ile amel eden, hem seyda hem de şeyh vasıflarını taşıyan Şeyh Hüseyin Sisemi, hayatının büyük bölümünü Siirt'in Şirvan ilçesine bağlı Sisem (Yağcılar) köyünde geçirdi.
Köyün Kürtçe adı olan "Sisem" sebebiyle "Sisemi" lakabıyla tanınmaya başladı. Asıl adı Hüseyin olan Şeyh Hüseyin Sisemi'nin soyadı ise resmi kayıtlarda Seydaoğlu olarak geçmektedir.
Uzun yıllar boyunca bölgede ilim öğretmiş, talebeler yetiştirmiş ve halkın dini meselelerine rehberlik etmiştir.
Siirt'in Manevi Mirası
Şeyh Hüseyin Sisemi, Güneydoğu Anadolu'nun ilim ve irfan geleneğini temsil eden alimlerden biri olarak anılmaktadır. Hayatı boyunca sade bir yaşam sürmüş, talebelerine ilmi ve ahlaki değerleri öğretmiş, bölge halkının gönlünde önemli bir yer edinmiştir.
Bugün de Siirt ve çevresinde onun adı, ilim, takva ve maneviyatla anılan büyük alimlerden biri olarak saygıyla yad edilmektedir.