Eylül ayıyla birlikte Şanlıurfa’da biber tarlaları yeniden canlandı. Kadınların ellerinde yoğrulan, kavurucu sıcak altında acısıyla göz yakan biberler, zahmetli bir yolculuğun ardından sofraların vazgeçilmezi “isot”a dönüşüyor. Peki, bu kırmızı altının kilosu neden 400 liraya kadar çıkıyor?
Şanlıurfa’da isot üretimi, sabahın ilk ışıklarıyla başlıyor. Kadınlar tarladan gelen biberleri ayıklıyor, saplarını temizliyor ve makinelerden geçiriyor. Sonrasında güneşin kavurucu sıcağında “ter işlemi” yapılarak isotun siyah, mor ve kırmızı tonları ortaya çıkıyor.
Üretimde en büyük yük kadınların omuzlarında. Elleri biber acısıyla yanıyor, sıcak 50 dereceyi buluyor; ama imece usulüyle çalışmaya devam ediyorlar. 1 çuval biberi temizlemenin ücreti sadece 20 lira. Buna rağmen kimi kadınlar günde 50 çuval temizleyerek evlerine ekmek götürüyor.
Üreticiler bu yıl sezona verimli başladıklarını söylese de işçilik maliyetleri yüzde 40 arttı. Geçen yıl 16-17 liraya alınan biber, bu yıl 13-14 liraya düşse de ortaya çıkan isotun kilosu 350-450 lira arasında satılıyor. “Emek çok, kazanç az” diyen üreticiler, artan maliyetlerin yükünü taşıyor.
Zahmetli üretim sürecine rağmen isot, Şanlıurfa kültürünün en özel simgelerinden biri. Çiğköftenin, lahmacunun, tepsi yemeklerinin vazgeçilmezi olan isot, aynı zamanda bölgenin alın teriyle yoğrulan “acı bir mirası.”
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.