Arvas’ın Kurucu Mürşidi: Seyyid Muhammed Kutub (Muhammed bin Kâsım Bağdâdî)
Şark’ın İlim ve İrfan Ocağını Yakan Büyük Velî
Doğu Anadolu’nun ilim ve tasavvuf tarihinde müstesnâ bir yeri olan Seyyid Muhammed Kutub, diğer adıyla Muhammed bin Kâsım Bağdâdî, yalnızca bir âlim değil; bir irşad mektebinin kurucusu, bir manevî silsilenin başı ve Arvas Seyyidlerinin ilk ceddi olarak kabul edilen büyük bir velîdir.
“Kutub”, “Velî”, “Kutb-i Arvâsî” lakaplarıyla anılan bu mübarek zat, asırlar boyunca şark coğrafyasının dinî ve ilmî kimliğine yön vermiştir.
Bağdat’tan Anadolu’ya Uzanan Bir Hicret
Seyyid Muhammed Kutub’un baba ve dedeleri, Hülâgû’nun Bağdat’ı istilâsı sırasında Musul’a, oradan da Anadolu’ya hicret etmişlerdir.
Bu hicret sadece bir göç değil, ilmin ve irfanın yeni topraklara taşınması anlamına gelmiştir.
Kendisi seyyid olup Ehl-i Beyt neslindendir. Babası Seyyid Kâsım Bağdâdî’den icâzet ve hilâfet alarak tasavvuf yolunda yetişmiş, ardından Hakkâri taraflarına yönelmiştir.
Feraşin Dağlarında Yedi Yıllık Riyâzet
Hakkâri’nin çetin coğrafyasında, Feraşin Dağları’nda yedi yıl boyunca riyâzet ve mücâhede ile meşgul olmuştur.
Rivayetlere göre bu süre zarfında Hızır aleyhisselâm ile görüştüğü ve mânevî terbiyeden istifade ettiği anlatılır. Bu dönem, onun velâyet mertebesinin kemâle erdiği bir safha olarak kabul edilir.
Kış Ortasında Yaz Meyveleri: Kerâmetle Gelen Şifa
Tasavvuf tarihinde sıkça anlatılan en meşhur hadise ise Hakkâri Emîri İbrâhim Han Abbâsî ile yaşanan olaydır.
Bir kış gecesi rüyasında Peygamber Efendimizi gördüğü ve kendisine, hasta olan Hakkâri Emîri’ne yaz meyveleri götürmesi emredildiği rivayet edilir.
Uyanınca başucunda incir, nar ve hıyardan oluşan bir sepet bulur. Bu meyveleri Emîr’e götürür ve Emîr şifa bulur.
Bu hadise, bölgede onun velâyetinin açık bir işareti olarak kabul edilir.
Hakkâri Emîri, bu büyük zatın sıradan bir derviş olmadığını anlayarak kendisine büyük hürmet göstermiş ve kızı Fâtıma’yı nikâhlamıştır.
Arvas’ın Kuruluşu: Bir İlim Ocağının Temeli
Seyyid Muhammed Kutub Hazretleri, ilim öğretmek ve insanları irşad etmek için uygun bir mekân ararken, bugün Van’ın Bahçesaray (Müküs) ilçesi sınırlarında bulunan Arvas Dağı vadisini beğenmiştir.
Burada:
Bir dergâh
Bir medrese
Bir kütüphane
Ve iki katlı bir cami
inşa edilmiştir. Rivayetlere göre caminin taşlarını bizzat kendisi ve Hakkâri Emîri sırtlarında taşımıştır.
Arvas böylece yalnızca bir köy değil; şarkın en önemli tasavvuf ve ilim merkezlerinden biri hâline gelmiştir.
Yanan Kütüphane: Üç Bin El Yazması Eser
Kurulan Arvas kütüphanesinde üç bin el yazması eser bulunuyordu.
Ancak Birinci Dünya Savaşı sırasında Rus işgali esnasında Ermeniler tarafından bu kütüphane yakılmıştır.
Bu hadise, bölge ilim tarihi açısından telafisi mümkün olmayan büyük bir kayıp olarak anılır.
Arvas Seyyidlerinin İlk Ceddi
Seyyid Muhammed Kutub’un oğlu Seyyid Kemâleddîn, onun oğlu Seyyid Cemâleddîn (Âlim-i Rabbânî), ardından gelen Seyyid İbrâhim, Seyyid Muhammed Şehâbeddîn ve Seyyid Abdullah Arvâsî silsilesiyle Arvas’ta asırlar boyu ilim ve tasavvuf geleneği devam etmiştir.
Bu aile:
Şâfiî mezhebine bağlı,
Kâdirî tarikatı esaslı,
Daha sonra Çeştî ve Nakşibendî etkisi de taşıyan,
bir irşad çizgisi oluşturmuştur.
Arvas, bu silsile sayesinde Doğu Anadolu’da Ehl-i sünnet çizgisinin güçlü kalelerinden biri hâline gelmiştir.
Türkistan’a Kadar Uzanmış Bir Nüfuz
Rivayetlere göre Buhara’dan Şemseddîn Buhârî, onun adını duyup Arvas’a gelmiş, talebesi olmuş ve orada vefat etmiştir.
Bu durum, Seyyid Muhammed Kutub’un irşad halkasının sadece Anadolu ile sınırlı kalmadığını, Türkistan’a kadar yayıldığını göstermektedir.
Bir Bölgenin Manevî Kimliğini İnşa Eden İsim
Seyyid Muhammed Kutub Hazretleri’nin en büyük başarısı; farklı inançların ve karışık itikadî yapıların bulunduğu bir coğrafyada Ehl-i sünnet çizgisini güçlendirmesi ve ilimle irşadı birleştirmesidir.
Takvâ, zühd, ilimle amel, ihlâs ve doğruluk Arvas’ta günlük hayatın parçası hâline gelmiştir.
Kabri Arvas’ta
Kabri bugün Van Bahçesaray (Müküs) ilçesine bağlı Arvas köyündedir. Aynı kabristanda silsilesinden gelen pek çok seyyidin mezarı da bulunmaktadır.
Sonuç: Bir İsimden Fazlası
Seyyid Muhammed Kutub, yalnızca tarihî bir şahsiyet değil; Doğu Anadolu’nun manevî haritasını şekillendiren bir kurucu figürdür.
Arvas ismi anıldığında onun adı da zikredilir.
Zira o, bir köy kurmamış; bir mektep kurmuştur.
Ve o mektebin ışığı, asırlar boyunca sönmemiştir.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.