Çocukluk Sokaklarından Hatıralara Uzanan Bir Yolculuk

Sokulmeşeyh’ten dar bir sokakla, Cumhuriyet Caddesi’ne paralel biçimde yukarı doğru tırmanmaya başladım.

Genel 20.01.2026 08:00:00 0
Çocukluk Sokaklarından Hatıralara Uzanan Bir Yolculuk

SİİRTTEN İZLENİMLER (2)


Çocukluk Sokaklarından Hatıralara Uzanan Bir Yolculuk


Sokulmeşeyh’ten dar bir sokakla, Cumhuriyet Caddesi’ne paralel biçimde yukarı doğru tırmanmaya başladım. 

Çocukluğumda o sokak bana çok uzun gelirdi. Demek ki çocukluk algısı böyle bir şey; insan küçükken mekânlar daha geniş, daha büyük ve daha uzun görünür.


Tam köşede Şeyh Mahmut Ziyareti durur. 

Oradan bizim evimize uzanan sokağa girdim. Doğduğum evin hemen yanı sayılacak mesafede, iki katlı, pembeye boyanmış ve ilk çocukluğumdan 18 yaşıma kadar bize mesken olan ev, olduğu gibi duruyordu. 

Ancak mahalledeki birçok ev yıpranmış, hatta yıkılıp harabeye dönmüştü.
Dedeme mahallede “Hacı İsted Saloh” derlerdi. Eski bir cas ustasıydı; mesleğinin sonuna doğru bizim için betonarme bir bina yapmıştı.

 İki katlı evin alt katında dedemler, üst katta ise biz otururduk.

 Istayha denilen geniş bir terasımız vardı; bizim oyun alanımızdı.


Annemin babası olan bu dedemizin büyük dedesi, Konya’dan evliyalar kenti Siirt’e gelerek yerleşmiş.

 Dedemden tam altı kuşak önce Siirt’e yerleşen büyük dedemiz Salih Dedem, bu hesabın yedinci kuşağı oluyor. 

Aile geleneği olarak bir çocuğa Ali, onun çocuğuna Bekir adı verilirmiş. 

Bu nedenle Arapça “Beyt Ali Bekker” sülalesi adıyla anılmışlar.


Mahallenin Hafızası: Camiler, Evler ve İnsanlar
Mahallemiz bir yanda Babudarp Camii ile başlardı.

 “Babudarp”, eskiden şehrin dışına açılan kapı demekmiş. 

Orada eniştemler otururdu. 

Atatürk’ün şoförlerinden İbrahim Çavuş, rahmetli Metin eniştemin babasıydı. 

Siirt’e ilk otomobili getirenlerden olmuşlar; o günkü otomobil ve kamyonetlerle ilk taşımacılığı başlatmışlardı. 

Bu yüzden evlerinin bahçesi büyük bir garaj gibiydi. Babudarp Camii’nin hemen yanındaki bu geniş bahçe, çocukluğumuzda bizim için kocaman bir oyun sahasıydı.


Sokağımıza vardığımda ilk iş olarak Babudarp Camii’ne doğru bir solukta yürüdüm. 

Ev harabeye dönmüştü; restore edilse Safranbolu ya da Mardin evlerine taş çıkartacak bir şaheser olurdu. 

Ne var ki Siirt merkezinde tarih ve turizm adına ciddi bir hareketlilik yok.

 Oysa Tillo bunu ne güzel başarmış. Sabatlar, eski sokaklar korunup turizme açılsa diye düşünmeden edemedim.


Cas Evler, Tuzlu Sular ve Paylaşma Kültürü


Belirttiğim gibi, doğduğum eve yakın bir yerde dünyaya gelmişim. İlk kaldığımız evle birlikte birçok yapı harabeye dönmüş. 

Bunun sebeplerinden biri de cas malzemesinin taş ya da beton kadar dayanıklı olmaması. Üniversite yıllarında bir hocamız, laboratuvarda incelemek üzere benden cas getirmemi istemişti.

 Sonuçlara göre cas, anhidrit adı verilen, tuzlu bir alçıtaşı türüymüş.
Siirt’e sahrıç (sarnıç) ile gelen suların ve kuyu sularının içilmeyecek derecede tuzlu olmasının sebebi de buymuş. 

Cas yapımında kullanılan “hayl” taşlarındaki tuzlar eriyerek suları tuzlandırıyor.

 Bu yüzden Babudarp, İvendirme ve neredeyse tüm camilere gelen kaynak suları sadece abdest için kullanılırdı. 

Bizim evde de, birçok evde olduğu gibi, komşuyla müşterek kullanılan bir kuyu vardı. 

Komşuluk ve paylaşma duygusu öylesine kuvvetliydi ki; güveni ve kardeşliği pekiştirirdi.


Sabat Altında Bir Ömür: Azmin ve Onurun Hikâyesi
Evimizden İvendirre Camii’ne doğru inerken, merhum dayımız Şeyh Nihat Mergen’e ait evin altından geçerdik. 

Onun evi de birçok yerde olduğu gibi sabatın üstündeydi. 

Dayımız, küçükken geçirdiği bir hastalık nedeniyle konuşmakta ve yürümekte zorlanacak kadar felçliydi. 

Buna rağmen bir farz namazını bile kaçırmadan camiye gider, evinin yanındaki bakkal dükkânında çalışarak geçimini sağlardı.


Eski insanlarımızın azmi ve onurlu duruşu karşısında saygıyla eğilmemek mümkün mü?

 Ayrıca cami bakımına kendini adamış Şefik Mergen dayımızı ve tüm gayretkâr mütedeyyinleri rahmetle anıyorum.


Okul Yolu ve Kaybolan Mekânlar


İlkokula Gazi İlkokulu’nda başlamıştım. Anaokulunda kontenjan azlığı nedeniyle çekilen kurada adım çıkmayınca eve geri gönderildiğim günü dün gibi hatırlıyorum. 

Anasınıfı okumadan birinci sınıfa başlamıştım. Bizim zamanımızda anaokulu bir lüks sayılırdı; ayrıca çoğumuz Türkçe bilmediğimiz için, resmi dili öğrenmenin ilk kapısıydı.


Okul bize o kadar büyük ve heybetli görünürdü ki… Meğer mütevazı bir bina, küçük sayılacak bir bahçesi varmış. Oradan yakındaki Aynsalip Çeşmesi’ne vardım; kurumuş, yıkılmış ve bakımsızdı. 

Eski belediyenin yanındaki bu bölgede, annelerimizle gittiğimiz Marmara Sineması da artık yoktu.
(Devamı sonraki yazıda)
Haber: Murat Akdemir

Haber Kaynak : HABER MERKEZİ

Haber Editörü

HABER MERKEZİ


Cuma Bölgesel düzensiz yağmur yağışlı 11.2 ° / 4.8 °
Cumartesi Orta kuvvetli yağmurlu 11.2 ° / 3.9 °
Pazar Şiddetli yağmurlu 8.9 ° / 7 °

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.