Doğduğum, büyüdüğüm ve gönüllü olarak döndüğüm şehir: Siirt

Doğduğum, büyüdüğüm, yetiştiğim ve üniversite yılları sonrası hiç tereddüt etmeden dönüp yerleştiğim; gönlümüzde müstesna bir yere sahip olan Siirt…

Kültür Sanat 14.01.2026 13:11:00 0
Doğduğum, büyüdüğüm ve gönüllü olarak döndüğüm şehir: Siirt

SİİRT’TEN İZLENİMLER (1)
Doğduğum, büyüdüğüm ve gönüllü olarak döndüğüm şehir: Siirt


Doğduğum, büyüdüğüm, yetiştiğim ve üniversite yılları sonrası hiç tereddüt etmeden dönüp yerleştiğim; gönlümüzde müstesna bir yere sahip olan Siirt…


Bu yazıda; yıllar sonra misafireten geldiğim memleketimde gördüklerimi, hissettiklerimi ve zihnimde canlanan anıları gazeteci gözüyle aktarmak istiyorum.


1984 sonrası yıllarda, öğretmenleri doğrudan hedef alan terör ortamına rağmen; İzmir gibi bir şehirde kalmayı ve profesörlüğe uzanabilecek bir akademik kariyeri geride bırakıp, gönüllü olarak döndüğüm memleketim Siirt… 

Siirtli tabiriyle Veleye’miz… Yaklaşık 15–20 yıl boyunca hizmet ettiğim bu topraklar, aynı zamanda 1970’lerin sonlarında mezun olduğum, kentin en köklü eğitim kurumlarından Siirt Lisesi ile mesleki hayatımın da merkezindeydi. 

Coğrafya öğretmeni ve idareci olarak görev yaptığım bu şehirle aramdaki bağ, yıllar geçse de hiç kopmadı.


Batman’dan Siirt’e uzanan yol
Yaklaşık 7–8 yıl önce, aradan geçen 15 yılın ardından Siirt’e varmak için Sabiha Gökçen Havalimanı’ndan havalandık. Ancak havaalanı bulunan Siirt yerine Batman’a indik. 

Bir zamanlar köy olan, uzun yıllar Siirt’e bağlı kalan Batman’ın metropol olma yolunda hızla ilerlemesine karşın, Türkiye’nin eski havaalanlarından biri sayılabilecek Siirt

 Havalimanı’na sefer yapılmaması doğrusu içimi burktu.


Batman’dan Siirt’e doğru ilerlerken; yol kalitesi, şerit sayısı, gereksiz virajlar ve rampalar dikkat çekiyordu. 

Hizmet açısından uzun yıllar ihmal edildiğini düşündüğüm Siirt’te, geçmişte yaşanan su sıkıntıları gibi sorunların izleri kısmen de olsa hâlâ hissediliyordu.

 Buna karşın, kentin ana girişindeki çevre yolları ve düzenlenmiş geniş kavşaklar, Siirt’in kısa sürede ne denli hızlı büyüdüğünü açıkça gösteriyordu.


Terör nedeniyle yaşanan göç ve Ilısu Barajı kamulaştırmaları sonucu köy nüfusunun Veleye’ye akın etmesinin emareleri daha şehir girişinde fark ediliyordu. 

Çocukluğumuzda yüzmeye gittiğimiz Kezer Çayı’ndan itibaren yükselen site tipi, çok katlı yapılar; Siirt’in artık yalnızca yatay değil, dikey olarak da büyüdüğünü ortaya koyuyordu.


Siirt Lisesi ve hatıralar
İlk iş olarak, yıllarca görev yaptığım Siirt Lisesi’nin yanındaki öğretmenevine yerleştim. Nispeten yüksek olan binadaki odamdan Bıttımlık Tepesi görünüyordu. Bir zamanlar dev bıttım ağaçlarıyla bilinen bu alanın tamamen yapılaşmış olması, değişimin en somut göstergesiydi.


Okul bahçesinde dolaşırken; mesai arkadaşlarımızla birlikte ektiğimiz ağaçların yıllar içinde ne kadar büyüdüğünü görmek, zamanın izlerini anlatıyordu. 

Salkım söğütler, bir zamanların kurak Siirt’ine yeşil bir örtü gibi yayılmıştı.

 Çocuklarımın güvenle oynadığı, uzun yıllar aileme mesken olan lojmanın yıkılmış olması ise ayrı bir hüzün kaynağıydı.

 Okulda tek bir tanıdık yüzle karşılaşmamak, Siirt’te yaşanan büyük göçü anlatmaya yetiyordu.


Şehrin kalbi: Meydan ve Erdef
Ertesi gün, Siirt’in ilk yıldızlı oteli olan Erdef Oteli’ne yerleştim. Beni cezbeden, otelin kentin değişmeyen ana meydanı olan Atatürk Meydanı’nın hemen yanında bulunmasıydı.

 Yeni belediye binası ve askeriyenin geniş bahçesiyle çevrili bu nostaljik alan, yılların yorgunluğuna rağmen Siirt’in kalbinin hâlâ burada attığını hissettiriyordu.


Eski Siirt sokaklarında
Sabah eşyalarımı bırakır bırakmaz, doğduğum ve büyüdüğüm evlerin bulunduğu eski Siirt sokaklarına yöneldim.

 Heykel civarından Eruh Yolu’na doğru uzanan istikamete baktığımda; çocukluğumuzda gittiğimiz sağlık ocağı, halk kütüphanesi ve yüzmeyi öğrendiğimiz Billoris Ilıcası (Garnave) zihnimde canlandı. 

Kükürtlü suların kokusu, gözlerimizi yakan buharı sanki hâlâ oradaydı.


Tillo yoluna bakarken ertesi gün ziyaretlere gitme düşüncesi oluştu. Cumhuriyet Caddesi üzerinden İnönü Mahallesi’ndeki eski evimize doğru yürürken, çocukluğumun hatıraları adım adım canlanıyordu. 

Sok’ıl Meşeyeh (Şeyhler Çarşısı)’nin köhneleşmiş hâli; çarşının zamanla kentin aşağı kesimlerine taşınmasının doğal bir sonucu gibiydi.


Bu çarşı bize şunu hatırlatıyordu: Dünün din âlimleri, dini görevlerini ifa ederken aynı zamanda ticaretle uğraşır, geçimlerini bizzat kendileri sağlarlardı.

 Hiçbir zümrenin etkisi altına girmeden, dini dünyevi menfaatlerden arınmış biçimde yaşarlardı. Hepsini rahmetle anıyorum.
(Devamı bir sonraki yazıda)

Haber:Murat Aldemir 

Haber Kaynak : HABER MERKEZİ

Haber Editörü

HABER MERKEZİ


Çarşamba Güneşli 10.7 ° / -0.5 °
Perşembe false 10.6 ° / 0.5 °
Cuma Bölgesel düzensiz yağmur yağışlı 11.2 ° / 4.8 °

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.