Ekspres Trenle Gelen İhtiyarlık: Bir Neslin Sessiz Direnişi
21.Donem Siirt'li Ankara Milletvekili Mehmet Zeki Çelik yazdı: “Yaşlanmak çöküş değil, onurlu bir direniştir”
Ekspres Trenle Gelen İhtiyarlık: Bir Neslin Sessiz Direnişi
21.Donem Siirt'li Ankara milletvekili Mehmet Zeki Çelik yazdı: “Yaşlanmak çöküş değil, onurlu bir direniştir”
Toplumun her kesimine dokunan, hayatın en gerçek ama en az konuşulan yönlerinden biri olan “yaşlanma”, yazar Mehmet Zeki Çelik’in kaleminden çarpıcı bir anlatımla yeniden gündeme taşındı.
“Ekspres Trenle Gelen İhtiyarlık” başlıklı yazı, yalnızca bir bireyin iç dünyasını değil; aynı zamanda bir neslin ortak duygularını, kayıplarını ve direnç hikâyesini gözler önüne seriyor.
“Yaşlanmak Uzak Değil, Aktarmasız Geliyor”
Çelik, yaşlılığı uzak bir ihtimal gibi gören anlayışı sorgulayarak başlıyor. Gençlik yıllarında “bize sıra gelmez” denilen yaşlılık, bugün artık kapıda değil; adeta “ekspres trenle, aktarmasız” gelen kaçınılmaz bir gerçek olarak tarif ediliyor.
Ameliyat masasında geçen anlardan, sabah uyanınca ilk hissedilen ağrılara kadar uzanan anlatım; okuyan herkesi kendi hayatıyla yüzleştiriyor.
Gençlikten Tahlillere: Değişen Hayatın Fotoğrafı
Yazıda dikkat çeken en güçlü vurgu, zamanla değişen alışkanlıklar:
Eskiden telefona bakarak başlayan günler
Yerini “diz mi ağrıyor, bel mi?” sorgusuna bırakıyor
Fotoğrafların yerini röntgenler
Hayallerin yerini tahliller alıyor
Aşk acısıyla geçen geceler
Artık tansiyon hesaplarıyla doluyor
Çelik, bu dönüşümü sade ama çarpıcı bir dille anlatırken, aslında modern insanın kaçınılmaz gerçekliğini ortaya koyuyor.
Yalnızlık ve Eksilen Hayatlar: Sessiz Bir İstatistik
Yazının en vurucu bölümlerinden biri ise yaşlanmanın sadece fiziksel değil, sosyal bir çözülme olduğuna dikkat çekmesi:
Telefon rehberleri dolu ama arayan yok
Doğum günleri azalıyor, cenazeler artıyor
“Bir ara görüşelim” diyenler kayboluyor
Bu ifadeler, yaşlılığın görünmeyen yüzünü; yani insanın yavaş yavaş hayatın merkezinden çekilişini gözler önüne seriyor.
Hayallerden Gerçeklere: Devrimden Kolesterole
Bir zamanlar dünyayı değiştirme hayali kuran insanların, bugün sağlıkla mücadele eden bireylere dönüşmesi; yazının en gerçekçi ve en sert yüzü:
Devrim hayalleri → Tuz yasakları
Memleket meseleleri → Kolesterol değerleri
Büyük idealler → Küçük ama hayati mücadeleler
Bu değişim, hayatın insana zamanla öğrettiği en sert derslerden biri olarak aktarılıyor.
“Yaşlanmak Bir Ayrıcalıktır”
Tüm bu gerçekliğe rağmen Çelik, yazısını karamsarlıkla değil; güçlü bir mesajla tamamlıyor:
“Yaşlanmak herkese nasip olmaz.”
Yarım kalan hayatlara, erken biten hikâyelere dikkat çeken bu vurgu; yaş almayı bir yük değil, bir kazanım olarak yeniden tanımlıyor.
Sessiz Ama Onurlu Bir Direniş
Yazının finalinde verilen mesaj ise oldukça net:
Yaşlanmak çöküş değil
Bir direniştir
Sessiz…
İlaçlı…
Biraz ağrılı…
Ama onurlu bir direniş…
SON SÖZ: İNSAN KALABİLME SINAVI
Mehmet Zeki Çelik’in kaleme aldığı bu çarpıcı metin, yaşlanmayı sadece biyolojik bir süreç olmaktan çıkarıp;
“İnsan kalabilmenin son sınavı” olarak tanımlıyor.
Bugün hâlâ bir bardak çay koyabiliyor, bir yazıya “hmm” diyebiliyor ve doğruyu savunabiliyorsak…
Henüz bitmemişiz demektir.




