Gavs-ı Bilvânîsî Seyyid Abdülhakîm Hüseynî: Bir İman ve İrşad Ömrü

Son devirde Suriye’de yetişen büyük velîlerden Şeyh Ahmed Haznevî’nin halîfelerinden olan Seyyid Abdülhakîm Hüseynî, ilmi, irfanı ve mütevazı hayatıyla Anadolu’nun mânevî tarihinde silinmez izler bırakmış müstesna bir şahsiyettir.

Genel 4.02.2026 16:52:00 0
Gavs-ı Bilvânîsî Seyyid Abdülhakîm Hüseynî: Bir İman ve İrşad Ömrü

Gavs-ı Bilvânîsî Seyyid Abdülhakîm Hüseynî: Bir İman ve İrşad Ömrü

Son devirde Suriye’de yetişen büyük velîlerden Şeyh Ahmed Haznevî’nin halîfelerinden olan Gavsı Bilvanisi Seyyid Abdülhakîm Hüseynî, ilmi, irfanı ve mütevazı hayatıyla Anadolu’nun mânevî tarihinde silinmez izler bırakmış müstesna bir şahsiyettir. Seyyid olup Hazret-i Hüseyin neslinden geldiği için Hüseynî nisbesiyle anılan Abdülhakîm Hüseynî, Gavs-ı Bilvânîsî lakabıyla da tanınmıştır.

Doğumu ve İlk Yılları

1902 (H.1320) yılında Siirt’in Baykan ilçesine bağlı Kermate köyünde dünyaya gelen Abdülhakîm Hüseynî, doğumundan kısa bir süre sonra babasının imamlık ve medrese hizmeti için davet edildiği Siyânis köyüne taşındı. Babasının vazifesinin altıncı ayında vefatı üzerine dedesinin himayesine alındı. Dedesi, onu dönemin büyük âlim ve mutasavvıflarından Muhammed Ziyâüddîn Nurşînî’nin ders halkasına gönderdi. Henüz sekiz yaşında başladığı bu ilim yolculuğunu on dört yaşına kadar sürdürdü; ilim ve feyz aldı.

Medrese ve tekkelerin kapatılmasıyla Siyânis’e dönen Abdülhakîm Hüseynî, Tarunî köyüne imam ve müderris olarak davet edildi. Burada pek çok talebe yetiştirdi. Bu sırada hocası Muhammed Ziyâüddîn Nurşînî’nin vefatı, onun mânevî istikametini belirleyen önemli bir dönüm noktası oldu.

Hazne Yolu ve Şeyh Ahmed Haznevî ile Buluşma

Tasavvufta ilerlemek arzusuyla Nurşînî’nin talebelerinden Şeyh Selim’e intisap etmek isteyen Abdülhakîm Hüseynî, gördüğü bir rüyada hocasının işaretiyle yönünü Suriye’nin Hazne köyünde bulunan Şeyh Ahmed Haznevî’ye çevirdi. Rüyada, hocası Nurşînî’nin Şeyh Ahmed Haznevî’ye hitaben;
“Bu Seyyid Abdülhakîm’in babasının bizde emeği çoktur; ona gözün gibi bak” dediği bildirildi.

Bu ilahî işaret üzerine Hazne’ye giden Abdülhakîm Hüseynî, Şeyh Ahmed Haznevî tarafından büyük bir iltifatla karşılandı. Daha ilk günden “Molla Abdülhakîm” diye hitap edilmesi, onun ilmine ve istidadına duyulan güvenin açık bir göstergesiydi.

İrşad Hayatı ve Halkla Buluşması

On dört yıl boyunca Hazne ile memleketi arasında gidip gelen Abdülhakîm Hüseynî, 34 yaşında medresede ilim öğretme, 36 yaşında ise insanlara İslâm’ın emir ve yasaklarını anlatma icazeti aldı. Bundan sonra bütün ömrünü talebe yetiştirmeye ve insanların imanlarını muhafaza etmelerine vakfetti.

Tarunî ve Bilvanis’ten sonra Bitlis Narlıdere, ardından Siirt Kozluk’a bağlı Gadiri köyü ve nihayet Şehri bölgesinde irşad faaliyetlerini sürdürdü. Sohbetleri kısa sürede büyük ilgi gördü. Onun bu rağbeti, bazı çevrelerde kıskançlık doğursa da Abdülhakîm Hüseynî her zaman şu anlayışı dile getirdi:

“Biz baş olmak için değil, Peygamber Efendimizin ümmetine hizmet için buradayız. İlim mirastır; kim hak ederse miras ona ulaşır.”

Nasihatleriyle Yol Gösteren Bir Mürşid

Abdülhakîm Hüseynî’nin sohbetlerinde öne çıkan ana tema imanı kurtarmak oldu. Hürriyet ve iffeti, ihlâsı ve tövbeyi kurtuluşun temel şartları olarak anlattı. Hürriyeti, “Allah’tan başka hiçbir sebebe bağlanmamak”; iffeti ise “söz, fiil ve niyette yalnız Allah hesabını gözetmek” şeklinde tarif etti.

Tövbe konusunda ise gecikmenin büyük bir tehlike olduğunu vurgulayarak, tövbenin ancak can boğaza gelmeden kabul edileceğini hatırlattı. Kalp hastalıklarının tedavisinin, maddî hastalıklardan daha zor olduğunu; bu sebeple mânevî rehberliğin zaruretini çarpıcı misallerle anlattı.

Menzil ve Son Yolculuğu

Ömrünün son döneminde Adıyaman’ın Kahta ilçesine bağlı Menzil köyüne yerleşen Abdülhakîm Hüseynî, vefatından önce bugünkü türbesinin yerini bizzat işaret etti. Hastalanması üzerine Diyarbakır’a, oradan Ankara’ya götürüldü. Ankara’da bulunduğu sırada kendisini ziyaret eden siyaset ve devlet adamlarına, samimiyetle İslâm’a hizmet eden herkes için dua etti.

25 Mayıs 1972 (H.1392) tarihinde Ankara’da vefat eden Abdülhakîm Hüseynî’nin naaşı Menzil’e getirilerek, daha önce işaret ettiği yere defnedildi. Bugün kabri, Türkiye’nin dört bir yanından gelen ziyaretçiler tarafından ziyaret edilmeye devam ediyor.

İman Kurtarma Mektebi

Hayatı boyunca sıkça dile getirdiği şu söz, onun hizmet anlayışını özetler niteliktedir:

“Eskiden tarikatler evliya yetiştirme mektepleriydi. Bugün ise iman kurtarma mektepleridir. Maksat, insanın imanını muhafaza etmesidir.”

Gavs-ı Bilvânîsî Seyyid Abdülhakîm Hüseynî, geride bıraktığı talebeleri, nasihatleri ve manevi mirasıyla, Anadolu irfanının en önemli halkalarından biri olarak anılmaya devam ediyor.

Haber Kaynak : Haber Merkezi

Haber Editörü

Haber Merkezi


Perşembe 9.3 ° / 1.5 °
Cuma 9.2 ° / 2.6 °
Cumartesi 7.3 ° / 4.8 °

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.