Gavs-ül-Memdûh: Tillo’dan Yükselen Bir İrfan Güneşi

Osmanlı döneminde Anadolu irfan geleneğinin müstesna temsilcilerinden biri olan Gavs-ül-Memdûh, ilmiyle, ahlâkıyla ve tasavvufî derinliğiyle yalnız Tillo’nun değil, bütün bölgenin manevî hafızasında silinmez izler bırakmış büyük b

Siirt 16.02.2026 11:08:00 0
Gavs-ül-Memdûh: Tillo’dan Yükselen Bir İrfan Güneşi

Gavs-ül-Memdûh: Tillo’dan Yükselen Bir İrfan Güneşi


Osmanlı döneminde Anadolu irfan geleneğinin müstesna temsilcilerinden biri olan Gavs-ül-Memdûh, ilmiyle, ahlâkıyla ve tasavvufî derinliğiyle yalnız Tillo’nun değil, bütün bölgenin manevî hafızasında silinmez izler bırakmış büyük bir velîdir.


İlimle Yoğrulan Bir Çocukluk


Asıl adı Mahmûd bin Abdürrahmân olan Gavs-ül-Memdûh, 1760 (H.1174) yılında Siirt’in ilim ve irfan merkezi Tillo’da dünyaya geldi. Dedeleri arasında büyük mutasavvıf İsmâil Fakîrullah’ın bulunması, onun daha çocuk yaşta manevî bir atmosfer içinde yetişmesini sağladı.


Henüz küçük yaşta dönemin büyük âlimlerinden İbrâhim Hakkı Erzurûmî’nin ders halkasına katıldı. Zâhirî ilimlerde; tefsir, hadis ve fıkıh alanlarında derinleşirken, matematikten astronomiye kadar devrin fen ilimlerini de tahsil etti. Bu yönüyle hem medrese âlimi hem de hakikat yolcusu bir mürşid olarak temayüz etti.


Hocası İbrahim Hakkı Hazretleri’nin Tillo’daki Cebel-i Re’s-il-Kuvâ tepesinde yaptığı bir işaret, onun kaderini adeta önceden haber veriyordu.

 Üç Mahmûd talebe arasından “Memdûh” lakabıyla şöhret bulacak olanın kendisi olacağını müjdeleyen bu işaret, ilerleyen yıllarda aynen tahakkuk etti.


“Bârekallahü fîke yâ Memdûh”


Gavs-ül-Memdûh, hocasının en çok iltifat ettiği talebelerden biriydi.

 “Bârekallahü fîke yâ Memdûh” duasıyla şereflenmesi, onun manevî derecesinin bir nişanesi kabul edildi. 

Hizmeti ibadet bilen, az konuşup çok tefekkür eden, yüksek edebiyle dikkat çeken bir şahsiyetti.


Yirmi yaşında amcasının kızı Zemzem-il Hassa ile evlendi. Eşi de takvâ ve maneviyat sahibi bir hanımefendi olarak tanındı.


Re’s-il-Kuvâ’da Kurulan Dergâh


Hocası İbrahim Hakkı Hazretleri’nin vefatından sonra irşad makamına geçen Gavs-ül-Memdûh’un dergâhı kısa sürede dolup taştı. 

Günlük ziyaretçi sayısının bin beş yüzü bulduğu rivayet edilir. Bu yoğunluk üzerine Re’s-il-Kuvâ tepesinde büyük bir dergâh ve ev inşa ettirdi.


Bu dergâh, sadece bir ibadet mekânı değil; ilmin, irfanın ve sosyal dayanışmanın merkezi hâline geldi. Anadolu’nun dört bir yanından insanlar, onun sohbetinden istifade etmek için Tillo’ya akın etti.


Himmet ve Kerâmet Rivayetleri


Onun hayatı, halk arasında dilden dile aktarılan pek çok menkıbeyle zenginleşmiştir. 

Sivas’tan gelen bir deniz yolcusunun, fırtınada boğulmaktan “İmdât yâ Gavs-ül-Memdûh!” diyerek kurtulduğunu anlatması; Lazkiye’de Osmanlı Paşası’nın savaşta beyaz elbiseli, yeşil sarıklı bir zâtın yardımıyla Fransızlara karşı zafer kazandıklarını ifade etmesi; hapisteki bir mazlumun dua sonrası serbest kalması gibi rivayetler, onun halk nezdindeki manevî otoritesini pekiştirmiştir.


Bu anlatımlar, dönemin inanç dünyasını ve velî algısını yansıtan önemli kültürel miras unsurları olarak dikkat çekmektedir.


“Hayırdır İnşâallah”


Hayatının dikkat çeken yönlerinden biri de gördüğü bir rüya ile başlayan mânevî hâl değişimidir. 

Rivayete göre Hz. Mûsâ Kâzım’ın kendisine “Kalb gözünün açılacağı vakit yaklaştı” müjdesini verdiği bir rüyadan sonra yoğun bir cezbe hâli yaşamış; önce şiddetli hararet, ardından yıllar süren bir soğukluk hâli geçirmiştir. 

Bu dönemden sonra farklı dillerde konuşup şiirler söylemesi de menkıbeler arasında yer alır.


Alay Etmenin Cezâsı


Boşi köyünde talebeleriyle alay eden bir bekçinin başına gelen hadise de anlatılan kerametler arasındadır. 

Rivayete göre tövbe ve pişmanlık sonrası yapılan dua ile bekçinin eski sağlığına kavuşması, onun merhamet yönünü ön plana çıkaran bir örnek olarak aktarılır.


Vefatı ve Mirası


1847 (H.1263) yılında Tillo’da hastalanan Gavs-ül-Memdûh, talebeleri ve yakınlarıyla helalleştikten sonra bir Pazartesi günü Kelime-i Tevhid getirerek vefat etti. 

Cenazesi oğlu İbrahim tarafından yıkandı ve Tillo’da defnedildi.


Bugün kabri, sevenleri ve manevî yolcular tarafından ziyaret edilmeye devam etmektedir. Tillo’nun tarihî dokusunda onun adı hâlâ saygı ve hürmetle anılır.


Tillo’nun Manevî Hafızasında Bir İsim


Gavs-ül-Memdûh’un hayatı; ilimle tasavvufu birleştiren, medrese ile dergâhı aynı çatı altında buluşturan bir Anadolu geleneğinin temsilidir.

 Onun şahsında Tillo, sadece bir ilçe değil; bir irfan ocağı olarak hafızalara kazınmıştır.


Bugün Siirt ve çevresinde anlatılan her menkıbe, her hatıra; bu toprakların manevî zenginliğinin yaşayan birer nişanesi olarak varlığını sürdürmektedir.

Haber Kaynak : Haber Merkezi

Haber Editörü

Haber Merkezi


Salı 15 ° / 6.9 °
Çarşamba 16.5 ° / 7 °
Perşembe 11.5 ° / 4.8 °

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.