Şeyh Halid Efendi: İlmi, Cesareti ve Hizmetiyle Bölgenin Unutulmaz Âlimlerinden Biri
Bitlis’in Mutki ilçesine bağlı Ohin medrese geleneğinin önemli temsilcilerinden biri olan Şeyh Halid Efendi, ilmi birikimi, tasavvufî hayatı ve toplumdaki barış misyonuyla bölgede derin izler bırakmış önemli bir alim olarak hafızalarda yer aldı.
Verkanıs’ta Doğan Büyük Bir Âlim
Hicri 1334 yılı Şubat ayında Verkanıs’ta dünyaya gelen Şeyh Halid Efendi, üç kardeşin en büyüğü olarak dünyaya geldi.
Küçük yaşlardan itibaren ilme olan kabiliyetiyle dikkat çeken Şeyh Halid, döneminin önde gelen âlimleri arasında gösteriliyordu. Bazı ilim çevreleri onu, Nakşibendî geleneğinin önemli isimlerinden Molla Halid-i Oreki ile kıyaslayacak kadar büyük bir ilim sahibi olarak değerlendiriyordu.
İlmini Babası Şeyh Alâeddin Ohini’den Aldı
Şeyh Halid Efendi, ilk ilim tahsilini babası olan büyük alim Şeyh Alâeddin Ohini’nin yanında yaptı ve ondan icazet aldı. Medrese eğitimini tamamladıktan sonra tasavvuf yoluna da babasının yanında başladı. Ancak babası hayatı boyunca kimseye hilafet vermediği için, Şeyh Halid Efendi de hilafet alamadı.
Bunun üzerine babasının tavsiyesiyle ağabeyi Şeyh Mazhar Efendi ile birlikte Şeyh Mahmud-i Karaköyi’ye intisap etti. Kısa süre içinde tasavvufi terbiyesini tamamlayarak ondan hilafet aldı.
İlmi Derinliğiyle “Üçüncü Halid” Olarak Anıldı
Dönemin alimleri, Şeyh Halid Efendi’nin ilmi seviyesini oldukça yüksek görüyordu. Onun hakkında yapılan değerlendirmelerde, Mevlana Halid-i Bağdadi ve Molla Halid-i Oreki’den sonra gelen “Üçüncü Halid” olarak anıldığı ifade edilir.
Alimler onun hakkında şu özellikleri dile getiriyordu:
Döneminin en güçlü alimlerinden biri
İlmi meselelerde derin kavrayışa sahip bir müderris
Toplumdaki anlaşmazlıklarda barışı sağlayan cesur bir şahsiyet
İlimdeki Üstünlüğü Dönemin Büyük Âlimlerini Bile Hayran Bıraktı
Molla Sadreddin Yüksel Hocaefendi’nin Şeyh Halid Efendi hakkında anlattığı bir hatıra, onun ilmî seviyesini ortaya koyan önemli bir örnek olarak anlatılır.
Bir ilmi mesele üzerinde yapılan müzakere sırasında Sadreddin Yüksel Hoca, zor bir metni anlamakta güçlük çekince Şeyh Halid Efendi’nin yazdığı haşiyeye bakmak zorunda kalır ve şu ifadeyi kullanır:
“Şeyh Halid’in verdiği mana olmasa burası izah edilemez.”
Ardından talebelere dönerek, Şeyh Halid Efendi’nin sahip olduğu zekâ ve ilmi derinliğin çok nadir bir seviyede olduğunu ifade eder.
Barışın ve Birliğin Mimarı
Şeyh Halid Efendi sadece bir alim değil, aynı zamanda bölgedeki aşiretler arasında barış sağlayan önemli bir şahsiyet olarak da biliniyordu.
Husumetlerin sona erdirilmesi ve toplumun huzur içinde yaşaması için büyük çaba gösterdi.
Onun bulunduğu barış görüşmelerinin neredeyse tamamının olumlu sonuçlandığı ifade edilir.
Medrese ve İlim Hizmetleri
Hayatı boyunca ilim öğretmekten geri durmayan Şeyh Halid Efendi, sağlığında veya hastalığında, yolculukta ya da memleketinde olsun ders vermeyi hiçbir zaman bırakmadı.
Talebeleri arasında birçok önemli alim yetişti. Bunlardan bazıları şunlardır:
Molla Nurullah-ı Godişki
Mutkili Molla Muhammed Şirin
Arbolu Şeyh Mahmud
Molla Hüseyn-i Sisemi
Molla Hüseyn-i Diyarbekri
Molla Abdusselam-ı Diyarbekri
Ayrıca birçok halife yetiştirerek tasavvuf geleneğinin devamına katkı sağladı.
Sünnete Bağlılığıyla Tanındı
Şeyh Halid Efendi’nin hayatında dikkat çeken özelliklerden biri de Resûlullah’ın sünnetine olan hassas bağlılığıydı. Hastalığı sırasında bile sünnete uygun davranmaya büyük önem verirdi.
Bir defasında hizmet eden kişi şalvarını giydirirken önce sol bacağını geçirmeye çalışınca, Şeyh Halid Efendi buna müdahale ederek:
“Hayatım boyunca sünnete aykırı davranmadım. Son zamanlarımda beni sünnete muhalif bir harekete mi sevk edeceksiniz?”
diyerek sünnete bağlılığını ortaya koymuştu.
Sabır ve Metanetiyle Örnek Oldu
Hayatının son dönemlerinde kemik kanserine yakalanmasına rağmen hiçbir zaman şikâyette bulunmadı.
Doktorların namazını yatakta kılmasını tavsiye etmesine rağmen, mümkün olduğu sürece ayakta namaz kılmaya devam etti.
Bu yönüyle çevresindekilere sabır ve teslimiyet örneği oldu.
1986 Yılında Vefat Etti
Şeyh Halid Efendi, tedavi gördüğü Ankara Çankaya Hastanesi’nde 25 Ocak 1986 tarihinde vefat etti. Cenazesi Ohin’e getirilerek babasının yanına defnedildi.
Vefatı sırasında hastane odasında yayılan hoş kokunun doktorlar ve hemşireler tarafından da fark edildiği ve büyük bir şaşkınlıkla karşılandığı anlatılır.
İlme Adanmış Bir Aile Geleneği
Şeyh Halid Efendi’nin ailesi, asırlardır ilim geleneğini sürdüren Faruki soyuna mensup bir aile olarak bilinir.
Ailenin medrese geleneği günümüzde de devam etmekte, birçok talebe bu ilim halkasında yetişmektedir.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.