TÖVBE: Kalbin Arınma Yolculuğu ve Tasavvufta İlk Makam

Manevî Bir Hatırlatma Sosyal Medyada Geniş Yankı Uyandırdı

Genel 14.02.2026 23:22:00 0
TÖVBE: Kalbin Arınma Yolculuğu ve Tasavvufta İlk Makam

TÖVBE: Kalbin Arınma Yolculuğu ve Tasavvufta İlk Makam


Manevî Bir Hatırlatma Sosyal Medyada Geniş Yankı Uyandırdı


Tasavvuf geleneğinde insanın manevî yolculuğu, kalbin arınmasıyla başlar. 

Bu yolculuğun ilk ve en temel adımı ise tövbedir. Son günlerde sosyal medyada paylaşılan tasavvufî bir içerik, bu kadim kavramı yeniden gündeme taşıyarak geniş kesimlerin dikkatini çekti.


“Tövbe: Pişman olmak. Bir günahı veya hatayı bir daha işlememeye verilen söz.

 Büyük sûfilerin belirlediği tasavvufî makamlardan biri ve ilki.” ifadeleriyle paylaşılan metin, tövbenin yalnızca bir kelime ya da geçici bir duygu değil; bir bilinç, bir yöneliş ve bir ahlâkî duruş olduğunu hatırlatıyor.
Tövbe Nedir? Sadece Söz Değil, Bir Kararlılık
İslamî literatürde tövbe; işlenen bir günah veya yapılan bir hatadan dolayı içten bir pişmanlık duymak, o fiili terk etmek ve bir daha işlememeye kesin olarak niyet etmektir.

 Ancak tasavvuf ehline göre tövbe, bundan çok daha derin bir anlam taşır.


Tövbe; yalnızca hatayı bırakmak değil, kalbi gafletten uyandırmak, nefsi kibir ve gösterişten arındırmak, ruhu kirleten alışkanlıklardan sıyrılmak demektir. 

Sûfiler bu yönüyle tövbeyi, “kulun Rabbine dönüşü” olarak tarif eder. 

Çünkü tövbe, insanın kendisiyle yüzleşmesi ve hakikate yönelmesidir.


Tasavvuf Yolculuğunun İlk Basamağı


Tasavvuf tarihinde tövbe, manevî mertebelerin başlangıç noktası kabul edilir.

 Seyr ü sülûk adı verilen manevî eğitim sürecinde kul, tövbe ile yola çıkar.

 Ardından zühd (dünyevî arzulardan arınma), sabır, tevekkül, rıza ve muhabbet gibi makamlar bu ilk adımın üzerine inşa edilir.


Büyük mutasavvıflar, tövbesiz bir manevî yükselişin mümkün olmayacağını ifade eder. Çünkü kalp temizlenmeden hakikate ulaşmanın mümkün olmadığına inanılır.


İnsanın İç Çelişkisi: Dil ile Kalp Arasındaki Mesafe


Paylaşılan içerikte, Tâhirü’l-Mevlevî’ye atfedilen mısralar, insanın iç dünyasındaki çelişkiyi etkileyici biçimde dile getiriyor:
“Gönlümde günah işlemeye istek var
Dilimde gezer tövbe ile istiğfar
Hâlimle sakalımdan utandım billâh
Affeyle benim şu tövbemi yâ Gaffar”
 

Bu dizelerde, insanın nefsine yenik düşme ihtimali ile diliyle yaptığı tövbe arasındaki fark gözler önüne seriliyor. 

Şair, samimiyetle yüzleşmenin önemini vurgularken; yalnızca sözle değil, hâl ile de tövbe edilmesi gerektiğini hatırlatıyor.


Tasavvuf geleneğinde bu durum “lisân-ı hâl” ve “lisân-ı kâl” ayrımıyla açıklanır. 

Yani insanın söylediği söz ile yaşadığı hayat arasında uyum olması gerekir. 

Gerçek tövbe, kalpten gelen ve davranışlara yansıyan tövbedir.


Günümüz İçin Bir Mesaj


Modern çağın karmaşası içinde insanın kendisiyle baş başa kalması giderek zorlaşıyor.

 Sosyal medyada paylaşılan bu tür manevî içerikler ise bireysel muhasebe ve içsel sorgulama için bir vesile niteliği taşıyor.


Tövbe, geçmişe takılı kalmak değil; geleceğe daha bilinçli yürümektir.

 Bir düşüşten sonra yeniden ayağa kalkma iradesidir. Her insan hata yapabilir; ancak tövbe, hatada ısrar etmemeyi ve dönüş kapısını açık tutmayı öğretir.


Sonuç olarak tövbe; bir kelime değil, bir yöneliştir. 

Bir pişmanlık değil, bir yeniden doğuştur.

 Ve tasavvufun ilk makamı olarak, kalbin arınma yolculuğunun en güçlü başlangıcıdır.

Haber Kaynak : Haber Merkezi

Haber Editörü

Haber Merkezi



Pazar 12.7 ° / 6.1 °
Pazartesi 14.3 ° / 3.1 °
Salı 15 ° / 6.9 °

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.