Devlete Sadakat, Şehre Vefa: Siirt İçin Ortak Sorumluluk ve Güçlü Yönetim Zamanı
Beklenen gün geldi.
Resmî Gazete’de yayımlanan Valiler Kararnamesi ile Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın imzası kamuoyuna yansıdı.
Devlet iradesi tecelli etti, yönetimde istikrar bir kez daha esas alındı.
Devlet yönetimi; günübirlik beklentilerle değil, süreklilik, liyakat ve sahadaki karşılık temelinde şekillenir. Bu nedenle atamalar; kulis bilgileriyle değil, somut gözlemlerle; söylentilerle değil, toplumsal memnuniyetle yapılır.
Bugün yapılması gereken şey nettir:
Devletin kararına saygı duymak ve bu kararın işaret ettiği sorumluluğu hep birlikte üstlenmektir.
Siirt’te Devam Kararı: İstikrarın ve Güvenin Tescili
Siirt özelinde verilen “devam” kararı, sıradan bir idari tasarruf değildir.
Bu karar; sessiz ama son derece güçlü bir mesaj taşımaktadır:
Siirt’te yönetim, sahada karşılık bulmuştur.
Bir ilde vali görevine devam ediyorsa, bu; o ilin sorunlarının doğru okunduğunu, toplumla sağlıklı bir iletişim kurulduğunu ve devlet aklının yerinde işlediğini gösterir.
Vali Profili: Sahaya Hakim, İnsana Dokunan Bir Yönetim Anlayışı
Siirt Valisi Dr. Kemal Kızılkaya, görev süresi boyunca klasik bürokratik anlayışın ötesine geçen bir profil ortaya koymuştur.
Sahada olan, vatandaşla göz hizasında konuşan, sorun dinleyen ama en önemlisi çözüm üretmeye çalışan bir yönetim anlayışı sergilemiştir.
Dr. Kemal Kızılkaya’nın yönetim tarzı;
-Masada değil sahada var olan,
-Talimatla değil istişareyle hareket eden,
-Rakamlarla değil insanla ilgilenen,
-Makamı mesafe koymak için değil, hizmet üretmek için kullanan bir devlet adamı profilidir.
Bu nedenle Siirt’te oluşan toplumsal kabulleniş; kendiliğinden değil, emeğin, samimiyetin ve sürekliliğin bir sonucudur.
Halkın Duasıyla Gelen Güçlü Bir Devam
Devlet bazen en doğru kararı; raporların satır aralarında değil, sahadaki sessiz memnuniyette bulur.
Mazlumun, yetimin, kimsesizin; ihtiyaç sahibinin, şehit ailelerinin ve gazilerin duası; hiçbir resmi belgeye yazılmaz ama devlet aklında mutlaka karşılık bulur.
Siirt’te verilen bu “devam” kararı; yalnızca bir valinin görev süresinin uzatılması değil, halkla kurulan güven ilişkisinin tescilidir.
Bu yönüyle karar; hem yöneticiye hem de Siirt halkına verilmiş bir güven belgesidir.
Artık Bahane Değil, Omuz Verme Zamanı
Bugün artık eleştiri üretme değil, katkı sunma zamanıdır.
Bugün artık ayrışma değil, ortak hedefler etrafında kenetlenme zamanıdır.
Bu noktada başta;
-Milletvekillerimiz,
-Siyasi parti il başkanları ve yöneticileri,
-Kamu kurum ve kuruluşları,
-Yerel yöneticiler,
-Sivil toplum kuruluşları,
-Muhtarlarımız,
-Kanaat önderlerimiz,
-İş insanlarımız,
-İlimizi seven, eleştirirken dahi yapıcı olmayı ilke edinen basın mensuplarımız,
-Siirt’te yaşayan ve Siirt dışında olup gönlü Siirt’te atan tüm hemşehrilerimiz
olmak üzere herkes, bu yönetim anlayışına destek vermekle sorumludur.
Basın ve Kurumlara Düşen Rol: Şehri Büyüten Dil Basın; şehrin hafızasıdır.
Kurumlar; şehrin taşıyıcı kolonlarıdır.
Bugün Siirt’i seven basın mensuplarına düşen görev; yıpratan değil güçlendiren, ayrıştıran değil birleştiren, kişisel hesapları değil şehir menfaatini önceleyen bir dil kullanmaktır.
Aynı şekilde tüm kurum ve kuruluşların da; “yetki alanım” sınırlarına sıkışmadan, sorumluluk bilinciyle hareket etmesi artık bir tercih değil, zorunluluktur.
Geleceğe Dair Güçlü Temenniler
Temennimiz açıktır:
Siirt’in artık göç veren değil, umut üreten bir şehir olması…
Gençlerin gelecek hayalini başka şehirlerde değil, kendi memleketinde kurması…
Yatırımların artması, iş sahalarının genişlemesi, üretim ekonomisinin güçlenmesi…
Devletle millet arasındaki güven bağının daha da sağlamlaşması…
Bunlar birer temenni değil; doğru yönetim ve güçlü iş birliğiyle ulaşılabilecek hedeflerdir.
Son Söz
Cumhurbaşkanımız böyle uygun görmüşse,
devlet böyle karar almışsa,
bize düşen; saygıyla kabullenmek, samimiyetle destek olmak ve Siirt’e sahip çıkmaktır.
Mesele kişiler değildir.
Mesele makamlar değildir.
Mesele Siirt’tir.
Ve Siirt için doğru zamanda verilen her doğru karar, bu şehrin yarınlarına atılmış sağlam bir adımdır.
Köşe Yazısına Ek | Kamuoyu Yansımaları ve Net Değerlendirme
Bu kararın ardından Siirt’te oluşan tablo nettir. Farklı görüşlerden, farklı kesimlerden gelen yorumlar ortak bir noktada buluşmaktadır:
İstikrar ve devam.
Bir vatandaşın ifadesiyle;
“Devlet devam diyorsa, bizim de destek olmaktan başka yolumuz yok.”
Bir esnafın sözleriyle;
“Vali sahada, halkın içinde. Bu karar sürpriz olmadı.”
Bir iş insanının değerlendirmesi ise şöyledir:
“İstikrar yatırımın önünü açar. Siirt için olumlu bir mesaj.”
Sivil toplum cephesinden gelen görüşler de dikkat çekicidir:
“Bu karar, kurumlar arası diyaloğun ve ortak çalışmanın karşılığıdır.”
Basın camiasından yükselen ortak kanaat ise açıktır:
“Bugün basına düşen görev, şehri yıpratmak değil; sorumlu bir dille katkı sunmaktır.”
Kanaat önderlerinin cümlesi ise sürecin özeti gibidir:
“Mazlumun duasını alanın yolu açıktır; devlet de bunu görmüştür.”
Net Hatırlatma
Bu noktadan sonra artık:
“ama”, “fakat”, “keşke” deme dönemi kapanmıştır.
Devlet karar vermiştir.
Şimdi sıra; icraat, iş birliği ve Siirt için elini taşın altına koyma zamanıdır.
Ek Son Not
Bu karar, yalnızca bir yöneticinin değil;
bir şehrin sorumluluğunu artırmıştır.
İstikrar varsa umut vardır.
Umut varsa gelecek vardır.
Ve Siirt, bu geleceği hak etmektedir.
