Şakir EROL - Gazeteci/Yazar

Tarih: 01.02.2026 00:02

Fanilik Bilinciyle Yaşamak: Sessiz Bir Feryadın Ardından

Facebook Twitter Linked-in

Fanilik Bilinciyle Yaşamak: Sessiz Bir Feryadın Ardından
Dünya fânidir.
Bu cümle, belki de insanın en çok bildiği ama en az yaşadığı hakikattir.
Ömür kısadır.
Ve bu kısa ömür, lüzumsuz meşgalelerle, bitmeyen hırslarla, geçici unvanlarla hoyratça tüketilmektedir. Oysa bize verilen zaman, sadece yaşamak için değil; hesabı verilecek bir hayatı inşa etmek içindir.
İnsanın omuzlarında ağır bir yük vardır:
Hem dünya işleri, hem uhrevî sorumluluklar.
Ne var ki çağımız insanı bu dengeyi çoktan yitirmiştir. Dünya için ahireti unutanlar olduğu gibi, ahireti yanlış anlayıp dünyayı tümden inkâr edenler de vardır. Oysa hikmet, ikisini de yerli yerinde tutabilmektedir.
Bediüzzaman Said Nursî’nin Şualar’da dile getirdiği hakikat, tam da bu noktada insanın önüne bir ölçü koyar:
Allah, hiçbir nefse taşıyamayacağı yükü yüklemez. Demek ki insan, bu dünyada sorumluluk bilinciyle ama ölçülü, gayretle ama teslimiyetle yaşamakla mükelleftir.
Dünya sahipsiz değildir.
Bu koca misafirhane, Hakîm ve Kerîm bir Müdebbir’in idaresindedir. Hiçbir iyilik karşılıksız, hiçbir kötülük de cezasız kalmayacaktır. Adalet, bazen gecikir gibi görünse de asla şaşmaz.
Bugün insanı yoran şey işin çokluğu değil; istikametin kaybolmuş olmasıdır. Zararsız yol ortadayken, zararlı yollara sapmak; geçici dostlukları ebedî sanmak; makamı, mevkii kabir kapısının ötesine taşıyabileceğini zannetmek büyük bir yanılgıdır.
Bu yüzden asıl bahtiyar olan;
– Dünya için ahiretini unutmayan,
– Ahiretini dünya uğruna feda etmeyen,
– Ebedî hayatını geçici heveslerle zedelemeyen,
– Malayani işlerle ömrünü israf etmeyen kimsedir.
Metnin satır aralarında yankılanan sessiz feryat, aslında bir çağrıdır:
İnsan, kendini bu dünyanın sahibi değil, misafiri olarak görmelidir. Misafirliğin bir edebi, bir ahlâkı, bir süresi vardır.
Gavs-ı Sakaleyn diye tarif edilen manevi duruş; çok söz söylemeden çok şey anlatanların, yürürken iz bırakanların, nefsi eritip benliği susturanların yoludur. Bu yol ateşten geçer ama sonu nurdur. Ardından gidenler bilir ki bu yürüyüş, makama değil Hakk’a çıkar.
Bugün bize düşen; gürültü yapmak değil, biraz susmak…
Çünkü bazı hakikatler, ancak sükûtla anlaşılır.
Kabir kapısı, herkes için aynı yere açılır.
Mühim olan, o kapıyı hangi yükle ve hangi yüzle açtığımızdır.
 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —